adige61 adlı üyeden alıntı
iceberg
konuya vakif olmayan yada herşey gibi konuları makaraya alan üyelere ne şekilde davranılır onu sen düşün zira önemli bir konu var ve ben bunu dile getirdim
Konu dolaylı olarak hepimizi bağlıyor bu oyuna gönül verenelr yarın öbürgün sıkıntı yaşadığında bu birlikteliğimiz zaten mevcut olamayacak
ben uyardım ,araştırın dedim ama anlayana tabi konuyla ilgisi olamayanları zaten sunum içerisine çekmek mümkün değil
yazdığımız ve yaptığımız herşey bu forumda dejenere edilip kavga ortamına çekiliyor
Forum daha elit ve insanların barışık oarak ortak çözümlerde birleştiği bir yer olmalı
Tabi ki hata benim böylesine vergi ve hukuğu bağlayan bir konuyu herkesle paylaşmak veya aydınlatmaya çalışmak sanırım yanlıştı daha lisede veya ortaokulda okuyan adam vergi mevzuatı dediğinde tabiki bu tepkiler gelecekti ben bunu hesaplamadım.
Aşağıda konu ile ilgili vergilendirme mevzuatının yorumu var isteyen okur anlamaya çalışır istemeyen pas geçer ve hayatını yaşar
quote
Ege Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.
ULUSLARARASI ELEKTRONIK TICARETTE KATMA DEGER VERGISI
Elektronik ticaret geleneksel yöntemler kullanılmak suretiyle yapılan ticaretin elektronik aletler kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen halidir. Elektronik ortamda bilgi değişiminde kullanılan araçların temelinde yer alan Internet ile birlikte e-mail, Intranet, Extranet, EDI ya da yalnızca World Wide Web kullanılarak iletişim gerçekleştirilebilmektedir. Uluslararası elektronik ticarette kullanılan teknolojiler ülkelerin siyasi ve hukuki tedbirler almalarını gerektirmektedir. Örneğin mevcut vergilendirme kurum ve kuralları elektronik ticareti kavrayamaz durumdadır. Dijital paranın ve elektronik ödeme sistemlerinin gelişimi Maliye idarelerinin ve Merkez Bankalarının güçlüklerle karşılaşmasına yol açmaktadır.
Katma Deger Vergisi (KDV) geleneksel ortamda veya elektronik olarak yapılan mal ve hizmet ticareti üzerinden tarhedilmesi gereken önemli bir tüketim vergisidir. Günümüzde KDV, elektronik ticaret açısından çözüme ulaşması gereken öncelikli bir konu durumuna gelmiştir: Mevcut vergi yasalarının elektronik ticarete uygulanması bir takım sorunlar yaratmaktadır.
Yürürlükteki haliyle KDV, elektronik ticaret üzerinde hayli etkin bir konumdadır. Ancak, yine de uluslararası işlemlerde uygulanabilirliğini artırmak için KDV mevzuatına bazı ekleme ve düzeltmelerin yapılması kaçınılmaz olduğundan, uluslararası ortamda KDV’nin tarh edilmesi ve tahsilinin temini için düzenleyici tedbirler ortaya konulmuştur. Bu yazımızda, uluslararası ortamda ortaya konulan yeni kurallar ve Türkiye'deki KDV uygulamalarından sözedilecektir.
KDV’nin Tarh ve Tahakkuk Sorunu
Küreselleşme olgusunun yasandığı günümüz dünyasında hiç bir ülke tek başına hareket edemez. Özellikle çifte vergilendirmenin veya hiç vergilendirmemenin sözkonusu oldugu tüketim vergileri üzerinde devletler arası mutlak bir uzlaşnın sağlanması gerekmektedir. KDV nin hangi ülkelerde ve hangi matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirileceği ve bunların kimler tarafından beyan edilmesi gerektiği konusunda belirsizlikler bulunmaktadır.
KDV, Avrupa Birligi’nde uygulanan bir tüketim vergisidir. Avrupa Birligi ülkeleri elektronik ticaret üzerinden KDV hususunda eşgüdümlü hareket etmek suretiyle gerek OECD ülkeleri gerek diğer ülkeler ile birlikte çalışmalara başlamışlardır. Ekim 1998 tarihinde OECD ülkeleri Bakanları düzeyinde yapılan Ottowa Konferansında bir takım tedbir ve ilkeler belirlenmiştir.
Ottowa Konferansında yapılan görüşmeler sonucunda,
KDV’nin tüketimin yapıldığı yerde tahakkuk ettirileceği,
Gümrük vergileri ve KDV açısından dijital ürünlerin fiziki mal olarak kabul edilmeyecegi, (Dijital ürünlerin hizmet olarak kabulü gümrük vergisinin uygulanamayacağı anlamına gelmektedir.)
önerilerinde bulunulmuştur. Devletler açısından önem arzeden konular ise, tüketim yerinin bir tanımının bulunmayışı ve elektronik ticaret üzerindeki KDV’nin tarh-tahakkuk usul ve esaslarının tam olarak ortaya konulamamasıdır.
Elektronik ticaretin gelismesiyle beraber vergileme yeri kuralı yeniden sorgulanmaya başlanmıştır. Uluslararası hizmet sunumlarının son derece sınırlı olduğu, yalnızca fiziki malların ithalat-ihracat işlemlerine konu oldugu 20-30 yıl evvel belirlenmiş olan vergileme yeri kavramı erozyona uğramıştır. Gelecekte hizmet sektörünün büyük bir gelişme göstereceğini tahmin edemeyen devletler, şu an bireylere çok kolay bir şekilde ulaşan uluslararası hizmetlerin vergilendirilmesi konusunda güçlüklerle karşılaşılmıştır.
Tüketim yeri ilkesi elektronik ticaret için günümüzdeki temel vergilendirme yeri kuralı ile çelişmektedir. Çözüm uluslararası hizmetlerin yararlanıldıkları ülkede vergilendirilmesine yönelik yeni bir kural oluşturmakla sağlanabilir. Temel vergilendirme yeri kuralı gereği hizmetler sunumu yapan kimsenin ülkesinde vergilenecektedir. Fakat oldukça az bir hizmet grubu bu kural altında vergilendirilebilmektedir. Bu konuda bir çok istisnanın bulunması aslında hizmetlerin bir çoğunun tüketildikleri (yararlanıldıkları) ülkede vergilendirileceği anlamını taşımaktadır. Bu nedenlerden dolayı, yararlanıldıkları ülkelerde vergilendirilemeyen hizmetler için kuralların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Firmalar için sunulan birçok hizmetin tüketim yeri bu firmaların kurulduğu yer addedilmektedir. Yararlanma başka bir ülkede ortaya çıktığında, söz konusu yararlanmanın gerçekleştigi ülkede vergilerin tarh ve tahakkuk edilmesi gerektiğine yönelik bir kural konulması gerekmektedir. Nihai tüketiciler için ise, tüketim yeri kavramı, bireylerin kalıcı bir yerleşime sahip oldukları ikametgahlarının bulunduğu ülke olarak belirlenmiştir.
Avrupa ülkeleri Maliye Bakanları, dijital ürünlerin arzını KDV açısından hizmet sunumu olarak kabul etmişlerdir. Hatta, bu ülkelerin Maliye Bakanları uluslararası anlasmalarla, elektronik ticaretin tüketim yerinde vergilendirilmesi gerektigini belirtmişlerdir. Temel vergilendirme yeri kuralının bu çerçevede yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Aslında, genel olarak hizmet sunulması durumunda, hizmetten yararlanılan ülkede vergilendirilmesi gerektiğine ilişkin kuralın yalnızca elektronik ticarete bağlı olmaması gerekir. Bu işlemin doğası gereği geleneksel ticarette de bu kuralın aynen uygulanması gerekir.
Elektronik Ticaret İşlemlerinin Türleri
KDV yönünden elektronik ticaret işlemleri iki gruba girer:
Internet üzerinden sipariş edilerek teslim edilen fiziki mallar,
Dijital ürünlerin on-line teslimi seklinde sunulan hizmetler.
Elektronik ticaret üzerinden yapılan işlemlerin bir çoğu fiziki malların teslimi ile sonuçlanır. Yürürlükteki mevzuata göre, KDV malların teslim edildiği yerde (ülkelerde) tarh ve tahakkuk ettirilir. Bu açıdan fiziki malların tesliminde KDV sorunu bulunmamaktadır. Fiziki malların ithalinde gümrükten geçiş esnasında gerek gümrük vergilerinin gerek KDV’nin tahsili sağlanmaktadır.
Başlıca sorun elektronik ticaret aracılığıyla firmalar arası hizmet sunumları üzerinden hesaplanan KDV’nin tarh ve tahsilinin sağlanmasıdır. Ayrıca firmalardan nihai tüketicilere yapılacak hizmet sunumları üzerinden de KDV’nin sorumlu sıfatıyla tarh ve tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.
Tüketim yeri kuralı uluslararası işlem üzerinden vergiyi tarh ve tahakkuk ettirecek ülkenin belirlenmesini sağlamaktadır. Ottowa Konferansı’nda kabul edildiği üzere, tüketim vergileri, ancak tüketimin yapıldığı yerdeki hizmetler üzerinden alınabilir. Hizmetin doğası gereği, tüketim yeri kuralının uygulanmasında zorluklar bulunmaktadır. Yürürlükteki mevzuat bu konuda düzenlemeler içermekle birlikte, özellikle elektronik ticaret alanında yapılacak bir takım ilavelerle daha tutarlı bir KDV sistemi getirilebilir.
Elektronik ticaret üzerinden yapılan işlemlerin büyük bir çoğunluğu firmalar arasında gerçekleşmektedir. Öte yandan, günümüzde nihai müşteriye elektronik ticaret yoluyla verilen hizmetler ihmal edilebilir boyutlarda ise de gelecekte teknolojik gelişmeler sayesinde bu durumun tersine döneceği anlaşılmaktadır. Yazılım (Software), müzik ve video dosyaları gibi dijital ürünlerin yüksek hızlarda transferi mümkün oldukça, elektronik ticaret yoluyla nihai müşterilere verilen hizmet hacmi ve değeri artacaktır.
Nihai Tüketiciye Hizmet Teslimlerinde KDV Sorunu
Bireysel tüketicilerin Internet yoluyla ticaret yapmasını sağlayan teknolojik ilerlemeler vergilendirme sorunlarınn artmasına yol açmaktadır. Yürürlükteki mevzuat üzerinde yapılacak düzeltme ve değisiklerle elektronik ticaretin olumlu yönde gelişmesini sağlayacak biçimde uyumlaştırılmas gerekmektedir.
Firmalar arası ticaretin aksine elektronik ticaret yoluyla nihai tüketiciye verilen hizmetlerin vergisel yönünün hesaplanmasında tüketimin yapıldığı yer ilkesi uyarınca bireysel müşterinin sorumluluklarını yerine getirebileceği hususu şüpheyle karşılanmaktadır. Hatta müşterilerin bir çoğunun vergilendirmeden haberi dahi olmayacaktır.
Uluslararası kanaat geregince, nihai tüketici açısından tüketim yeri kavramı bireyin ikamet yeri ile özdeştir. Bu durum, mal teslimlerinin vergilendirilmesi açısından bir çok satıcının işlerinin kolaylaşmasına yol açmıştır. Elektronik ticaret konusu mallar gümrüklerden geçtiği esnada KDV ve gümrük vergileri tarh ve tahakkuk ettirilerek, gümrük idarelerine ödenmektedir. Ancak, malların tesliminin tersine dijital ürünlerin tesliminde gümrükten geçmek sözkonusu olmadığı gibi işlemin gözle görülür (takip edilebilir) bir belirtisi de bulunmamaktadır. Gerçekte, firmalarca işlemin kayda alınmasında ve devlet tarafından denetiminde de sorun bulunmamaktadır. Ancak, başka bir ülkedeki nihai tüketiciye yapılan satışlar sorumlu sıfatıyla KDV nin beyan edilip ödenmesini gerektirmektedir.
Türkiye'de Elektrtonik Ticaretteki KDV Uygulamaları
KDV’nin konusu Kanun’nun 1’inci maddesinde belirtilen işlemlerdir. Madde metninde yer alan işlemlerden kastolunan mal teslimleri ve hizmet ifalarıdır. Kanun’nun 1’nci maddesinin kapsamına girmeyen işlemler KDV’ye tabi değildir.
Bir işlemin KDV’ye tabi olabilmesi için,
mal teslimi ve hizmet ifasının bulunması,
işlemin Türkiye’de yapılması veya işlemden Türkiye’de yararlanılması,
işlemin ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti olarak gerçekleştirilmesi,
her türlü mal ve hizmet ithalatı.
Yukarıda belirtilen işlemlerin geleneksel yöntemlerle yapılan ticaret ile elektronik ticaret olarak adlandırdığımız yeni ekonomik düzen içerisinde yer almış olmasının, vergilendirilme açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bir işlemin Türkiye Cumhuriyeti hükümranlık alanı içinde gerçekleştirilmiş olması vergilendirmede aranan koşuldur. Mal teslimi veya hizmet ifası ticari, sınai ve zırai faaliyet veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde ve Türkiye’de yapılmışsa, ya da işlem ithalat işlemi ise veya Kanun’nun 1’nci maddesinin 3’uncü bendinde sayılan işlemlerden birisi ise, işlemi yapanın uyruğu ya da hukuki statüsünden bağımsız olarak KDV mükellefiyeti doğmaktadır.
Bir faaliyetin ticari, sınai, zirai faaliyet ya da serbest meslek faaliyeti olup olmadığının belirlenmesinde Gelir Vergisi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınacaktır. Faaliyetlerin niteliğinin belirlenmesinde işlemin devamlılığı dikkate alınacaktır. İşlem yapılmakla beraber süreklilik göstermiyorsa, bu faaliyetten elde edilen kazanç KDV’ye tabi tutulmayacaktır. Örneğin bir işletme sahibi, ticari işletmesine dahil otomobili sattığı zaman, bu satış KDV’ye tabidir, çünkü otomobilin şirket envanterine alınması ve bunun satışı ticari iş mahiyetindedir. Aynı işletmenin sahibi, kendi otomobilini işletme envanterine dahil etmeden satışa sunsaydı, otomobil satışı ticari çerçevede yapılmış olmayacağından KDV’ye tabi tutulmayacaktı.
Mal ve hizmet ithalatı da KDV kapsamında olup bu ithalatın kamu sektörü veya herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılması veya herhangi bir şekil ve suretle gerçekleştirilmesi, özellikler taşıması vergilendirmeye tesir etmez. Elektronik ticaret uygulanmak suretiyle yapılan mal ve hizmet ithalatı KDV nin kapsamındadır. Katma Değer Vergisinin teorik olacak en belirgin özelliği ithal edilen mal ve hizmetle yurt içinde üretilen mal ve hizmetler arasında tarafsızlığı gerçekleştirebilmesidir. Genel uygulamada vergilemede destinasyon (varış ilkesi) prensibinin uygulanmasına uygun olarak ithalat KDV’ye tabi tutulmaktadır. Uluslararası ticarete konu mal ve hizmetlerde vergileme hakkı bu malın veya hizmetin tüketime, kullanıma veya yararlanmaya konu edildiği ülkeye aittir. Bu anlamda, mal ve hizmet ihracatı KDV’ye konu edilmiş iken, ihracatı da KDV’den müstesna tutulmuştur.
Mal ithalatı, Türk ulusal mal varlığına ait olmayan bir malın yurt dışından getirilerek gümrük hattından geçirilmesi suretiyle yurt içine getirilmesi olarak tanımlanır. Ancak, hizmet ithalinin tanımında bazı sorunlar mevcuttur. Aslında hizmet ithal işlemine tabi tutulabilecek bir materyal değildir. Yurt dışında ifa olunan hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması durumunda işlem Türkiye’de KDV’ye tabi tutulabilecektir.
Türkiye’de yapılan veya yararlanılan hizmetler Türkiye’de ifa edilmiş sayılır. Yurtdışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenler KDV’ye tabi tutulacaktır. Bu gibi hizmet ifalarındaki, mükellef esas olarak yurt dışındaki firma olmakla beraber, firmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, KDV Kanunu'’un 9’uncu maddesi gereğince hizmetten yararlanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.
KDV Kanunu’nun 9’uncu maddesi uyarınca, KDV sorumluluğu yüklenmiş olanlar, ilgili işlem bedeli üzerinden ayrıca hesaplayacakları KDV’yi, işlemin yapıldığı ayı izleyen ayın 25’nci günü akşamına kadar beyan etmeleri ve ödemeleri gerekmektedir. Sorumlu sıfatıyla KDV hesaplanmasını gerektiren hizmet hangi tarihte ifa edilmişse, KDV tarhiyat ve tahakkukunun da bu tarihe göre yapılması gerekir. Yurt dışındaki sağlanan hizmetlerin bedeli genellikle yabancı para ile gösterilir. Söz konusu yabancı paranın TL’ye çevrilmesinde hizmetin ifa tarihindeki T.C.M.B. döviz alış kuru esas alınır.
Vergi mükellefi olsun olmasın herkes elektronik ticaret ile KDV sorumluluğunu doğuran bir işlem tesis edebilir. Bir halihazır KDV mükellefinin vergi sorumluluğu doğması durumunda, sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin gerel olarak indirim konusu yapılabilmesi nedeniyle, bu ödemenin önemini yitirdiği düşüncesindeyiz. Bununla birlikte, halihazır KDV mükellefiyeti bulunmayanların sorumlu sıfatıyla ödedikleri KDV ise, onlar için nihai vergileme olmaktadır.
Sonuç
Devletler tüketim yerinde tarh ve tahakkuk eden vergiyi öngören uluslararası anlasmalar ışığında vergileme yeri kuralını yeniden gözden geçirmek zorunda kalmışlardır. Elektronik ticaret tarafindan desteklenen ticaretin globalleşmesi olayı, yaratılan katma değerin ülkelerce vergilendirilmesi yönünden yalnız başlarına mücadele edebilecekleri bir konu değildir. Dünya çapında bir düzenleme yapılabilmesi için devletlerin uluslararası anlasmalar yapmasına gerek bulunmaktadır. Devletlerin KDV’nin teknolojik gelişmeler nedeniyle kavrayamadığı elektronik ticaret işlemlerinin uyumlaştırılması konusunda birlikte çalışmaları ve uluslararası boyutta alınan önerilere uymaları gerekmektedir.
Türkiye'nin KDV uygulamaları pek çok OECD ülkesindeki mevzuata uygundur. Bu anlamda çifte vergilendirmenin önlenmiş olduğunu görmekteyiz. Mal teslimi ile sonuçlanan elektronik ticaret işlemlerinin vergilendirilmesinde ise, mevcut yasal düzenlemeler sıkıntı yaratmamaktadır.Ancak, elektronik ticaret üzerinden alınması gereken KDV'nin tarh ve tahakkukunda, mevzuat açısından hizmetlerin tanımlanması ve kavranmasında bir takım sorunlar vardır. Nihai tüketicilerin vergilendirilmesinde, sorumlu sıfatıyla KDV ödenmesini gerektiren yasal mevzuatın birebir uygulanmasından doğan sıkıntıla, elektronik ortamda yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları için devam etmektedir.
Eser Sevinç
unquote |